Pazar Günleri Açığız
RANDEVU ALMAK İÇİN:0 282 654 44 44

TÜBERKÜLOZDA AĞIZ, DİŞ, DİŞETİ SAĞLIĞI ve DİKKAT EDİLECEK KONULAR

TÜBERKÜLOZDA AĞIZ, DİŞ, DİŞETİ SAĞLIĞI ve DİKKAT EDİLECEK KONULAR

Verem veya Tüberküloz kısaca TB bakteriyel ve bulaşıcı bir hastalıktır. Halk arasında ince hastalık olarak da bilinir. Bilinen en eski hastalıklardan biri olmasına, sebebinin kesin olarak bilinmesine, 50 yıldır tedavisinin mümkün olmasına ve üstelik korunabilir bir hastalık olmasına karşın, hala dünyada en yaygın ve ölümcül bulaşıcı hastalıklardan biri olmaya devam devam etmekte ve yılda üç milyonu aşkın kişi verem nedeniyle kaybedilmektedir.

Uzun yıllar genetik geçişli bir hastalık olduğu düşünülen tüberkülozun bulaşıcı olduğu görüşü 16. yüzyılın ortalarında ortaya konulmuş ve bu dönemde hastaların toplumdan izolasyonu başlamıştır. 1843' de insandan alınan kazeöz materyalin tavşanlara enjeksiyonu ile tüberkülozun bulaştığını deneysel olarak gösterilmiştir.

Tüberküloz birden fazla organda görülebilen bir enfeksiyon olmasına karşın, daha çok akciğerler ve akciğerlere ait mediastinal lenf bezlerinde gözlenir. Basil aktif bir tüberküloz hastasında öksürük , hapşırık  ya da diğer yollarla tükürük içerisinde havaya damlacık yoluyla saçılır ve havada asılı kalan patiküllerin alınmasıyla enfeksiyon yayılır.Tüberkülozun yiyecek ve içecekler ile bulaşması nadirdir.

Tüberküloz, aside dirençli bir bakteri olan myobacterium tuberculosis' e, organizmanın verdiği yanıt olarak ortaya çıkan granulomlu bir iltihap türüdür. Etkenin virulans derecesine göre gelişen bu yanıt dokularda epiteloid histiyositlerin odaklaşması ile kendisini gösterir. pek çok vakada bakteri akciğerlere yayılarak tüberkül denen peynir benzeri yapılar oluşturur ve solunum dokularına zarar vererek akciğerlerde oyuklar oluşturur. Kan dolaşım sistemindeki hasar nedeniyle, hastalığın ileri safhalarında hasta parlak renkte kan tükürebilir.  Adını tüberkül biçimindeki bu odaklardan alan tüberküloz , başta akciğer olmak üzere hemen her organda primer olarak görülebilir. Yaş ve cinsiyet ayrımı yoktur.

Diş eti lezyonları genelde seyrek olarak ortaya çıkmaktadır. Ancak ağız mukozası göz önüne alındığında , primer olarak en sık diş eti ve farenksin tutulduğu görülür.Oldukça sık rastlanan dil tüberkülozu hemen her zaman sekonder olarak ortaya çıkmaktadır. Primer lezyon akciğerde ise öksürük sonucu gelen etken dilden başka sert damak, dudak yada dişetinde yerleşebilmektedir.

Primer ağız lezyonu genellikle üzeri ülserli, krater biçiminde, ağrısız bir oluşumdur. Kenarları kolayca kanar, çevresi ödemlidir. Ağız mukozası lezyonlarının bütün türleri tüberküloz etkeninin duyarlı olduğu antibiyotiklerin sistematik kullanımı ile tedavi edilebilmektedir.

HIV enfekte olmayanlarda sadece %5-10 oranında tüberküloz enfeksiyonu aktif hastalığa dönüşürken buna karşılık HIV ile ko-enfekte olanlarda bu oran %30'lara çıkmaktadır. Sistematik belirtileri ise: ateş, titreme, gece terlemesi, iştahsızlık, kilo kaybı ve yorgunluktur. Çomak parmak da görülebilir. Göğüs ağrısı, yan ağrısı, 2 hafta yada daha uzun süren öksürük, nefes darlığı, hemoptizi, balgam, ses kısıklığı gibi çeşitli semptom ve bulgular görülebilir. En önemli risk faktörleri: 5 yaş altı çocuklar, HIV enfeksiyonlu kişiler,  silikozis, kronik böbrek yetmezliği, lösemi, lenfoma, diyabet, akciğer kanseri, gastrektomi, ilaç bağımlılığı, sigara, alkol.

Tüberkülozlu bir hastayı tedavi eden dişhekiminin aletleri tüberküloz bakterisi olan Mycobacterium Tuberculosis ile kolayca kirlenir. Hasta, bu sırada öksürecek olursa ve bir de dişhekimi yüksek devirli aletlerle çalışıyor ise solunan havaya çok miktarda tüberküloz bakterisi katılır. M. Tuberculosis oda ısısında aylarca canlı kalabilme özelliği nedeniyle protez yapımı sırasında alınmış ölçülerle laboratuvara kolaylıkla taşınabilir ve bu yolla laboratuvar çalışanları için de tehlike oluşturur.

Dişhekimi, tüberküloz ile akciğer tüberkülozu dışında birincil ve ikincil enfeksiyonlar şeklinde dil, dişeti, ağız tabanı, yanak ve dudaklarda ağız tüberkülozu, çene kemiklerinde tüberküloz osteomiyeliti, tükürük bezi tüberkülozu ve yüzde deri tüberkülozu olarak karşılaşabilir. Ağız içinde tanı konamayan ve iyileşmeyen lezyonların varlığında tüberkülozdan kuşkulanılmalıdır.

Tüberküloz kesinlikle başarıyla tedavi edilebilen bir hastalıktır. Tedavide rifampisin, izoniazid, pirazinamid ve etambutol içeren antibiyotikler kullanılır. Tedavinin ilk iki ayında bu dört ilaç kullanılmaktadır. İki aydan sonraki dört ayda rifampisin ve izoniazid kullanılmaktadır. Standart tedavi süresi altı aydır. Bunun yanında tedavi süresi tüberküloz basilinin tuttuğu organ, dirençli basille enfekte olma durumu, nüks ya da kronik vaka olması, eşlik eden diğer hastalıkların varlığı ve hastanın diğer özellikleri dikkate alınarak düzenlenir.